AB konusunda tarihikararı millet verecek

TRT World Forum’un “Parçalanmış Bir Dünyada Barış ve Güvenliği Yeniden Düşünmek” başlıklı kapanış oturumuna katılan Başkan ErdoğanAvrupa Birliği(AB) konusunda “Sene 1963, sene 2018 hâlâ bizi oyalıyorlar. Böyle bir zulüm olmaz” diyerek bir tarihi gerçeği yeniden hatırlatmış oldu.

İşte bu hakikati yaşayan halkımızın büyük çoğunluğu AB’yi istemiyor. 

Bunun müsebbibi biz değil, AB’nin yanlı ve yanlış Türkiye politikalarıdır. 

Çünkü AB samimi değil. Bugüne kadar verdikleri sözlerin hiçbirini yerine getirmemişlerdir.

Türkiye, müzakerelerin ve ilişkilerin devam etmesi için üzerine düşen sorumlulukları samimiyetle yerine getirme uğraşı içindeyken, AB tarafı sürekli oyalayıcı bir politik tavır içinde yeni sorunlar ve şartlar ileri sürüyor.

Kopenhag kriterleri, katılım müzakereleri bağlamında 35 maddeden oluşan fasıllar ve hiçbir üye ülkeye katılım sürecinde reva görülmeyen bir takım özel şartlar dayatılarak Türkiye sürekli dışarıda tutulmuştur.

AB’yi yöneten siyasi kadrolar değişse de Türkiye’ye karşı var olan aleyhteki tavır hiçbir dönemde değişmemiştir. 

Kısacası, resmi müracaat 1963’te yapıldı. O günden bugüne tam üyelikle alakalı olarak maalesef bir arpa boyu yol alamadık.

Başkan Erdoğan’ın, “Bir müddet daha sabırla devam ederiz. Onlar bizimle ilgili kararlarını netleştirmez iseler, o zaman biz halkımıza referandum ile sorar çıkacak sonuca göre yolumuzu belirleriz” şeklinde açık ve net uyarısı aslında bir sabrın tükenişinin işaretidir. 

İKİ ÖNEMLİ SEBEP

Bizden çok sonra müracaat eden ve aralarına üye olarak aldıkları ülkelerin hiçbiri Türkiye ile mukayese bile edilemez.

Ancak onlar, AB’ye tam üye ve biz hâlâ kapıda bekletiliyoruz. 

AB, bir takım bahaneler ve farklı sebepler gösterse de Türkiye’nin AB’ye alınmak istenmemesini iki önemli sebebi var. 

Biri korku, diğeri ise önyargılardan beslenen ideolojik bakış açısıdır.

Birinci sebep; AB sisteminde “her ülkenin bir oyu var” gözükse de ülkelerin, nüfusuna göre oy gücüne sahip bir sistem var. 

Örneğin, Almanya ve Fransa’nın 29 oyu, Hırvatistan’ın 10 oyu, GKRY’nin (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) 4 oyu var. 91 oyla herhangi bir kararı bloke edebiliyorsunuz. 

Bunu kararlaştırırken tabii Türkiye’nin bir gün üye olabileceğini düşünmüyorlardı. 

Şimdi, üye olduğu takdirde Türkiye’nin 29 oyu olacak. Parlamentoda 100 parlamenteri olacak. Bu durumda Türkiye’nin AB içinde karar mekanizmasını etkileyecek bir gücü elde etmesinden korkuluyor. 

İkinci önemli sebep ise Türklerin Müslüman olmasıdır. 

Yani yazılı belgelerinde bir Hristiyan kulübü olarak adlandırılmasa da ABgerçekte Hristiyan kültür değerlerini temel esas alan bir kuruluştur.

Müslüman Türkiye’nin, bu kuruluşun içinde alınacak her türlü kararı etkileyecek bir güce ermiş olacak olmasıdır.

Özetleyecek olursak: Bize bakışları ve yaklaşımları ideolojiktir, dinseldir ve tarihin derinliklerinden gelen kin ve nefrettendir.

KARARI MİLLETİMİZ 

VERECEK

AB bizi içine almamakta kararlı olduğu halde hiçbir zaman açıkça bunu itiraf etmemiştir. AB, geçmişten günümüze Türkiye’yi bir başkasına kaptırmamak için kurumsallaşmış bir ikiyüzlülük politikası takip etmiştir.

Sürekli oyalayıp dışarda tutuğu Türkiye’nin her alanda içişlerine müdahaleden de geri durmamıştır.

Onur kırıcı ve rencide edici ifadelerin içinde yer aldığı raporlarda Türkiye sürekli eleştirilmiş ve siyasi baskılara maruz kalmıştır.

Türkiye’yi tehdit eden PKK, DHKP-C ve FETÖ gibi terör örgütleri, Türkiye’nin tüm uyarılarına rağmen halen himaye edilmeye devam edilmektedir. 

Görüşmelerden doğan bazı haklar verilmediği gibi Türkiye’nin Türk vatandaşlarına ‘vize muafiyeti’ ve ‘Gümrük Birliği’ anlaşmasının güncellenmesi ile müzakerelerin devam ettirilmesi talepleri maalesef karşılık bulmadığı gibi, üyeliğe hazırlık sürecinde yapılması gereken 70 milyon Euro’luk mali destek Avrupa Parlamentosu (AP)’nin kararıyla durduruldu.

Başkan Erdoğan’ın “Oyalamalar ve bahaneler dönemi bitti. Artık bir karar verin” çağrılarına kulak tıkandı.

Gelinen noktada “Onlar ne düşünürse düşünsün. Türkiye’nin daha fazla beklemeye, oyalanmaya ve dışlanmaya tahammülü yok” diyerek Başkan Erdoğan referanduma gidileceğini ve kararı milletimizin vereceğini işaret etti.

Bu işaret sonrası AB’nin vereceği cevap sonrası harekete geçileceği ve bir tarihi dönüşümün yaşanacağı süreç başlamış olacak. 

Anket

Türk Tipi Başkanlık sistemi Hakkında!
 Cumhurbaşkanlığı sistemi faydalı olacak
 Cumhurbaşkanlığı sistemi zararlı olacak
 Cumhurbaşkanlığı sist.hak bilgim yok.
 Cumhurbaşkanlığı sist.hak. endişeliyim