Değer Biçmek!

Evinize, arsanıza, arabanıza bir değer
biçersiniz değil mi? Öyle ya ucuza gitmesin, zarar görmeyeyim dersiniz.

Ya
eşinizin değeri nedir? Çocuğunuzun değeri? Anne babanızın değeri? Onlar için
nelere katlanırsınız? Hangi arzulardan vazgeçersiniz? Neleri göze alırsınız? Hangi
fedakârlıkları yaparsınız?

Bu sorular uzar gider, yazıya devam etmeden
az biraz bu soruları tefekkür ederek düşünelim.

Günümüz modern toplumunda maddiyat o kadar
ön plana çıkarıldı ki, insani ilişkiler dahi menfaat üzere kuruldu(istisnalar
hariç).

Düğünlere fakirler davet edilmez oldu. Kim
daha çok takı takar, kodaman davetliler el üstünde tutulur oldu. Dua ile
gelecek misafirler göz ardı edildi. Bu arada şu kültürümüzü derinden yaralayan
sonradan çıkma, ‘’düğünde kim ne takmış’’ listesi tam bir fiyasko!  Kendi düğününe de aynı taktığını geri
istemesi, ne acınacak bir durumdur. Hâlbuki bir ömür boyu yaşamak için
kurulacak yuvanın bir garibin bir fakirin, bir yetimin duasına ne çok ihtiyacı var.
İki kızımı evlendirdim. Kim ne taktı hala bilmem. Kimi dua ile geldi. Kimi gönlünden
ne koptuysa onu taktı. Bende düğünlere giderken imkânım varsa hediye ile yoksa
dualar ile gidiyorum

Anne babalar elden ayaktan düşünce, tam da
bakıma ihtiyaçları varken belki altına kaçırıyor, ev kokuyor düşüncesiyle huzur
evine bırakılmaları ne acı.

Hayat döngüden ibaret bir zaman anne
babalar çocuklarının elini tutup yürütürken, devir döner devran değişir.  Kırk beşinde evlat yetmişinde babasının elini
tutmak durumunda kalabilir, düşmesin bir yerini incitmesin diye... Kaç evlat
yapar bunu? Yaşam tarzlarını kaç tanesi onlara göre değiştirir
.

Aynı durum eşler içinde geçerli. Niçin
yıkılıyor bunca yuvalar? Avrupa Hıristiyan kilisesinde geçmiş zamanlarda
evlilik hapishanesi kurmuşlar. Boşanmak isteyen çiftler Rahibe başvuruyor
boşaması için. Rahip evlilik kurumunu bozulmaması için; tek yatak, sandık,  masa olan bir odada altı hafta kilitli
bırakırmış. Ve ne hikmetse sadece bir çift boşanmış gerisi hep barışmış. Eski
kültürlerde mahalle baskısı, dini inançlar, töre, büyüklerin nasihatleri ve
tecrübelerinden istifade ve eşlerin birbirine verdiği değerler ön plandaydı. İlkokul
mezunu babalarımız 40 yıllık evliliklerini hala devam ettiriyorlar. Elbet
ailevi bir sürü sıkıntıları var. Ama

mücadele
ediyorlar sabrediyor, dayanıyor vefa gösteriyorlar. Sanki evlenirken gemilerini
yakıp gelmişler gibi. Bazen onları bir arada tutan gerçek gücü merak etmiyor
değilim. Bir gün kızım 13 yaşındayken bana şu kelimeyi söylemişti. Sizin anne
babanız ilkokulu ancak okuyabilmiş ama sizi üvey anne ve üvey babaya
bırakmamışlar. Her gittiğinizde öz anne babanızın elini öpüyorsunuz. Siz yüksek
eğitimler okumuşsunuz onlardan daha çok başarılı olmanız lazım. Hayretle yüzüne
bakmıştım. Doğru söylüyordu.

Günümüzde boşanmayı düşünen kaç müslüman
çift bir dini lidere akıl danışıp,  nasihat
alıyor? Aynaya bakıp ‘’benimde bu evliliğin sarsılmasında hangi hatalarım
olabilir?’’ diyor. Kurtarmak için psikolojik, sosyolojik ve manevi yardımlara
kaç kişi başvuruyor?

Bir sorun olunca hemen mahkemeye dilekçe veriliyor.
Günümüz mahkemeleri de tartışılır hale geldi. Kadın hakları derken bu sefer
erkeğe ve çocuklara zulüm başladı. Babaya hasret, anneye hasret çocuklar
büyütülüyor. Egolar tavan yaptı. Narsizm ‘’ben, ben’’ naraları çoğaldı. Bir
türlü orta yola gelinemedi. Uzun tartışılır bu konular. Değerlerimizi
konuşacaktık değil mi? Söz döndü dolaştı nelere geldi.

Sözün özü şudur ki;

Lütfen değerlerimizi erdemlerimizi bir daha
kontrol edelim
.

Maddiyatlar
menfaatler bizi ele geçirmesin.

Buna izin vermeyelim. İnsani ilişkiler
değerler ile anlam kazanır. Kader planı gereği bugün senin elinden tuttuğun bir
dostun, yarın o senin elinden tutabilir. Bugün sen bir hastaya bakarsan yarın
senin seni düştüğün yerden elbet bir kaldıran bulunur.

Kelebek etkisi, bumerang gibi her şey döner
dolaşır sana gelir.

Sahi babanın değeri nedir?

Sahi annenin değeri nedir?

Sahi eşinin değeri nedir?

Sahi evladının değeri, nedir?

Denge
önemli, hepsine sevgi ve hizmetinizi eşit dağıtın ki terazi sarsılmasın.

 











































Saygı ve hürmetlerimle  

Anket

Türk Tipi Başkanlık sistemi Hakkında!
 Cumhurbaşkanlığı sistemi faydalı olacak
 Cumhurbaşkanlığı sistemi zararlı olacak
 Cumhurbaşkanlığı sist.hak bilgim yok.
 Cumhurbaşkanlığı sist.hak. endişeliyim